Doç.
Dr. Mustafa SAKAL
Dokuz Eylül Üniversitesi
İİBF, Maliye Bölümü
Dr. Mustafa ALPASLAN
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
m.alpaslan@windowslive.com
SAHTE FATURA KONUSUNDA DANIŞTAY’DAN VERİLEN EN SON
ÖNEMLİ BİR YARGI KARARI VE YORUMU
Tarih:
07.02.2008
I-GİRİŞ
VE BİR KAÇ SÖZ
Naylon fatura kavramı vergi kanunlarında
tanım olarak açıkça yer almamasına karşın bazı genel
tebliğlerde bu konuda dolaylıda olsa sahte fatura,
naylon fatura, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı
fatura şeklinde tarifine rastlamak mümkün bulunmaktadır.
Bilindiği gibi sahte veya muhteviyat itibariyle
yanıltıcı fatura kullanmak veya düzenlemek vergi
kanunlarımıza göre suç, KDV yasasına göre ise
indirimlerin reddi ve vergi ziyaı cezası salınması
gereken bir durum olup ayrıca TCK’ya göre de ceza
mahkemelerinde yargılanmayı gerektirir bir fiil (3 kat
kaçakçılık cezası, vergi ziyai cezası ve 3 yıla kadarda
hapis cezasını gerektirir) olmaktadır.
II-DANIŞTAY’DAN
VERİLEN KARAR VE NAYLON FATURA KONUSU
Danıştay 4. Dairesi tarafından verilen 26.4.2007
tarihli ve K:2007/1408 sayılı kararda son yıllarda
naylon fatura hakkında verilen önemli bir karar olup bu
kararda belirli unsurların ve faktörlerin araştırılması
ve incelenmesi gerektiği vurgulanarak naylon faturalarla
ilgili önemli bir karar verilmiş bulunmaktadır(1).
Naylon fatura düzenleyenler bakımından, faturayı tanzim
eden kişi veya kuruluşun faaliyetinin gerçek bir
faaliyet olmayışı, demirbaş ve mal mevcutlarının ve
araç, ekipman, makine parkının olmayışı, işçi istihdam
etmemesi, nakil vasıtalarının olmayışı, kiralama
suretiyle de olsa araç ve gereçlerinin olmayışı vb.
nedenlerle KDV bakımından müteselsil sorumluluk
ilkelerine göre, cezalı vergi talep edilmekte ve konu
ceza mahkemelerine iletilmektedir. Dolayısıyla naylon
fatura kullananlar da aynen naylon fatura düzenleyenler
gibi aynı işlemlere maruz kalmaktadır.
Diğer
taraftan özellikle naylon faturayı alıp, kullanıp ve
yasal defterlerine kayıtlandıran mükellefler bakımından
VUK 11. madde hükümlerine göre müteselsil sorumluluk
ilkesine göre bu KDV’ler cezalı olarak mükelleften 3 kat
cezasıyla birlikte talep edilmektedir. Burada naylon
fatura kullanan kişi ve kuruluşlar ödemelerini çek veya
banka kanalıyla yaptıklarını ispatlamaları durumunda 84
nolu KDV tebliğine göre müteselsil sorumluluk
hükümlerine göre cezadan kurtulmak mümkün
olabilmektedir.
Özetle Danıştay tarafından verilen bu son karar
gerçekten isabetli olup tarafımızdan bu kararın hüküm
fıkrası aşağıya alınmıştır(2).
“İçeriği itibariyle yanıltıcı olduğu sonucuna varılan
faturaları veren şirket hakkında düzenlenen raporlar
üzerine idarece ne gibi işlemler yapıldığı, bu raporlara
dayalı olarak komisyon geliri elde etmekten dolayı
tarhiyat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise sonucun ne
olduğu, bu raporlarla ilgili yargı kararlarının bulunup
bulunmadığı, söz konusu şirketin mükellefiyetinin
idarece terkin edilip edilmediği, edilmişse dava konusu
yapılıp yapılmadığı, davacıya fatura düzenlendiği
dönemlerde, KDV beyannamelerini verip vermediği adına
KDV tarhiyatı yapılmış ise bu konuda yargı kararı
bulunup bulunmadığı hususları davalı idareden yada
faturaları düzenleyen şirketin bağlı bulunduğu vergi
dairesinden araştırılıp bu araştırma sonucuna göre karar
verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinde hukuka
uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mükellefin temyiz isteminin
kabulüyle, vergi mahkemesi kararının, belirtilen
hususlar araştırılarak sonucuna göre yeniden karar
verilmek üzere bozulmasına, oybirliğiyle karar verildi.”
Yukarıda yer verilen Danıştay kararına göre sahte fatura
hakkında gerek kullananlar açısından ve gerekse
düzenleyenler açısından bir takım işlemlerin yapılması
gerekmektedir. Örneğin sahte yada yanıltıcı fatura
düzenleyenler bakımından, tanzim edilen “teknik raporun”
hakkında vergi idaresi tarafından ne gibi işlemler
yapıldığı, bu raporlara dayalı olarak komisyon geliri
elde eden fatura düzenleyicisi hakkında ne gibi işlem
yapıldığı yani mükellef olarak elde ettiği gelir, bu
raporlar hakkında neler yapıldığı ve sonuçlarının ne
olduğu, raporlar hakkında mahkemeler tarafından ne gibi
kararlar verildiği, söz konusu firmaların vergi dairesi
mükellefiyet kayıtlarının kapatılıp kapatılmadığı,
fatura tanzim edildiği aylarda KDV beyannamelerini
verip/vermediği, adına tarhiyat yapılmışsa bu konuda
yargı kararı olup olmadığı vb. konular araştırılarak ve
ortaya çıkan neticelere göre karar verilmesi gerektiği
Danıştay kararında açıkça belirtilmektedir. Bu bakımdan
yukarıda yer verilen konular çerçevesinde Danıştay
kararı değerlendirildiği takdirde önemli ve pek çok
konuları içeren Danıştay 4. Dairesi kararı son derece
isabetli bir karar olarak karşımıza çıkmaktadır.
III-ÖZET
VE SONUÇ
Sahte ve yanıltıcı fatura konusunda Danıştay 4. Dairesi
tarafından verilen bu karar son derece önemli bir karar
olup, denetim elemanları tarafından çoğu zaman adresinde
bulunmayan mükellefler için dahi sahte fatura
düzenlediği iddiası ile teknik raporlar düzenlenerek,
cezalı tarhiyatlar yapılabilmektedir. Öte yandan böyle
bir durum için ceza mahkemelerine mükellefler sevk
edilmektedir. Bize göre ve Danıştay 4. Dairesinin bu son
kararına göre konu oldukça ciddi bir şekilde
araştırılmasının ve incelenmesinin gerekliliği ortaya
çıkmaktadır. Bil hassa düzenlenen vergi tekniği
raporlarında yer alan konulara göre, bu mükelleften mal
ve hizmet alan kullanıcılar bakımından yapılan
tarhiyatlar hakkında atıf yoluyla düzenlenen “vergi
inceleme raporları” için olay daha da ciddiyet
kazanmaktadır. Çoğu zaman şablon raporlara göre bu
raporda yer alan bütün kullanıcılar hakkında hem cezalı
tarhiyat yapılmakta ve hem de ceza mahkemelerinde
davalar açılmaktadır. Yıllarca devam eden ceza davaları
mükellefleri kullanıcılar açısından sıkıntılı ve uzun
bir dava seyrine bırakmaktadır. Bilindiği gibi bir
atasözünde: “açılan her davanın mahkemelerde ayrı bir
kaderi ve kaderinin de ayrı bir seyri bulunduğu”
belirtilmektedir. Buna göre dava açmanın da bir
ekonomik maliyeti ve maddi ve manevide ayrı bir riski
olduğu her zaman göz önünde tutulmalıdır. Burada önemle
üzerinde durulması geren bir diğer konuda sahte fatura
kullanılması ve düzenlenmesi tarhiyat öncesi ve tarhiyat
sonrası uzlaşma konusuna girmediği gerçeği dikkate
alındığında zorunlu olarak dava açma tercihi
kullanılmaktadır. Ancak şu husus da bilinmelidir ki: “en
kötü uzlaşma, daima en iyi vergi davasından çok daha
iyidir” sözü bize mümkün olduğu kadar kapsama giren
tarhiyatlarda dava açmak yerine uzlaşmanın her zaman
rasyonel bir tercih olabileceği gözden ırak
tutulmamalıdır. Uzlaşma kapsamına giren vergi ve cezalar
hakkında bilindiği gibi ceza mahkemelerine gidilmemekte
ve kamu davası açılmamakta ve de cumhuriyet
savcılıklarında “suç duyurusunda” bulunulmamaktadır.
DİPNOTLAR:
(1)
Dnş.
4. Daire, 26.4.2007 gün ve E:2006/1742-K:2007/1408
sayılı kararları, bu karar yaklaşım dergisinin 2007 Ekim
sayısının 289. sayfasında yer almaktadır.
(2)
Dnş.
4. Daire, 26.4.2007 gün ve E:2006/1742-K:2007/1408
sayılı kararları, bu konuda Şükrü Kızılot’un 12.9.2007
günlü Hürriyet Gazetesinde yayınlanan “Naylon fatura
konusunda önemli bir gelişme” isimli makalesinin
incelenmesinde yarar vardır.